Alıntı

Bugün, geçen yıl kitap fuarından aldığım Taylan Kara’nın “Böyle de Buyurabilirdi Zerdüşt”‘ün çok beğendiğim son bölümünden alıntılar paylaşacağım yazıda. Çünkü baktım, altını çizmekle olmayacak, her satır kıymetli =)

Diğer bölümler olduğu gibi bu bölüm de, yazara ait ilginç başlıklara sahip bölümcüklerden oluşuyor. Adı, Burjuvazinin Gizemsiz İticiliği olan bu bölüme ait entersan başlık ve detaylar aşağıda. Oldukça rahatsız edici, bir o kadar çarpıcı, yüzünüze tokat gibi çarpan tespitler mevcut, okuyup üstüne düşünün derim.

*Tabelaların İkna Yetenekleri
“Dikkat köpek var” tabelası, insanoğlu için en az köpeğin kendisi kadar ikna edicidir.

*Metropolde geçen monoton bir gün:
İnsanoğlu gereğinden fazla teşekkür edip aşırı miktarda özür dilemektedir. Bir gün, az önce teşekkür edip özür dileyenlerin bazıları, teşekkür edilip özür dilenenlerin bazılarını elektrikli testereyle keser.

*Atalet halkın temelidir.
İnsanı en çok terbiye eden şey, acı çekmek değil, başkasının acısına şahit olmasıdır. Düzene karşı en terbiyeli davrananlar, acıyı çekenler değil, acıyı başkalarında görenlerdir.

*21. yüzyıl ansiklopedisi: T harfi, televizyon maddesi
Tek kanallı televizyonlarda herkesin aynı programı izlemesi “dikatörlük”tür.
711 kanallı televizyonlarda herkesin aynı programı izlemesi “özgürlük”tür.

*NAZİ: Führerini arayan vatandaş
…..”Führer”leri gelinceye kadar onlar küçüklerini sevip, büyüklerini sayıyorlar, yaşlılara yer verip, çocukların kafalarını okşuyorlar. Bir emir bekliyolarlar, yalnızca bir emir… Bir emirle hepsi “führer”lerine koşup sıraya girecekler, çimenleri sulayan, yaşlı adama yer veren, kuşlara simit atan milyonlarca sıradan vatandaş, gamalı haçlarını takıp “voltran”ı oluşturacak.
….Bir “führer” emri, tek tek bireyliklerini iptal edip, onları tahrip etmeye hazır devasa bir gövdenin parçası yapmaya devam edecek. “Vatandaş”ın özü “führer”in katalizörlüğünde ortaya çıkar. Sıradan vatandaş “führer”siz NAZİ adayıdır.

*Karşılaştığın şey sana ne kadar yabancı gelirse gelsin, dünyadaki hiç ama hiç bir şey, kendi beynindeki düşüncelerin kadar sana yabancı değildir.

Yaşam Doluluk Kapasitesi
Debisi yüksek bir nehrin kıyısından bir bardak su alabilme çabası göstermektir “dolu yaşam” diye özlediğin. Fotoğraflar, kameralar, hatıra eşyaları ve beyninde bu iş için ayırdığın milyonlarca nöron, seni bir ağ gibi sarıp geçmişte tutmaya yarar. Bilmediğin bir geleceğin korkusu seni büyük bir güçle seni geçmişin güvenli ve sürprizsiz kucağına iter.

*Küçük burjuva, doğal güzellikleri sadece kartpostalda bir resim olarak sever. “Ne güzel” diye tepki verdiği resimdekine benzer bir yere gittiğinde ise, oradaki böcekleri, sivrisinekleri görür. Görür görmez “müthiş” diye nitelendirdiği karlarla örtülü manzara ile birebir karşılaştığında ise fazla duramaz, üşür.

Yaşamın coğrafi olanakları
Yşaam, şimdiki zaman kipinde ve birinci tekil şahısta mümkündür ancak, kendi ülkesinde, kendi şehrinde, kendi evinde, kendi organlarıyla, kendi TV koltuğundadır, burnunun ucundan ötesiyle ilgilenmeyecek kadar yereldir; eline iğne batmasıyla ilgilenir, evrenselliğinin sınırı çocuğunun ölümüdür, yan ülkedeki 1 milyon ceset ise ana haber bültenindeki altyazıdır, zaplayınca geçer.

*Küçük burjuvayı, binlerce insanı öldüren bombalardan çok, taksi şoförünün kabalığı etkiler. On kişinin tekme tokat dövdüğü çocuğun çığlığından rahatsız olur, çünkü o gürültüden hiç hoşlanmaz. Tankların ezdiği isyancıları değil, isyan edenlerin tanklara attığı taşları görür, çünkü o şiddetin her türlüsüne karşıdır. O “her türlü”nin içinde, tanka atılan taş ile çeyrek milyonu öldüren atom bombası eşit derecede yer kaplar.

*Her despotluğun, baskının, işkencenin, sokakataki adamı ürkütmeyen “demoktatik” bir adı vardır; işkence, işkence değil “sorgulama”dır, bildiğin tekme tokat meydan dayağı, “etkisiz hale getirme”dir.

*21. yüzyılda onur, ancak ölülerin sahip olabileceği bir ayrıcalıktır artık. Bu dünyada, dünyanın bu haliyle canlı kalmak, bu dünyayı şu haliyle kabullenip bir şeyine dokunmadan yaşamak, onuru yaşamından kovmaktır.

*Küçük burjuva, bunalımlarını tatil yörelerinde ve deniz kenarlarında bırakır; bir sonraki tatile kadar, dolduracağı yeni boşluklar yaratmak için tekrar evine döner.

*Yapılmışlar seni eğlendirir, yapamamanın acısını dindirir, yapılmış, yapamamanın mazeretidir, yapılmışla avunmak, yapılmayacakların habercisidir.

2 thoughts on “Alıntı”

  1. Değerli Melike Yılmazel,
    Taylan Kara ile arama yaparken sizin internet adresinizle karşılaştım. Taylan Kara gerçekten çok değerli bir yazar.
    Taylan Kara’nın kitabını beğenmenize sevindim.
    takip etmek isterseniz, Taylan Kara’nın editörlüğünü yaptığı http://www.insanbu.com siteyide takip etmenizi öneririm.
    sağlıcakla kalın.
    site hakkında görüşlerinizide paylaşırsanız sevinirim.

    1. Recai Bey merhaba,

      Değerli yorumunuz için çok teşekkürler.

      insanbu sitesini takip ediyor, fakat Taylan Bey’in editörlüğünü yaptığını bilmiyordum.

      Daha detaylı inceleyip sizinle yorumlarımı paylaşıyor olurum:)

      Teşekkürler.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *