cenkerdem

Cenk’le Erdem’in mizah anlayışını herkes beğenmiyor. Mizah kavramı çok göreceli tabii. Oysa benim, özellikle Cenk hayranlığım, geçenlerde yaşadığı ev kazası denebilecek bir talihsizlik yüzünden de anladım ki oldukça kayda değer boyuttaymış :) Neyse ki son haberlere göre durumu iye gidiyor.

İnsanların bu ikiliyi ana akımda daha çok görmeye başlamaları,(belki de beğenmediklerini anlamaları), reklam filmlerinde daha çok boy göstermeleriyle başladı, ki bu beğenmemelerini anlamaları için çok yetersiz bir süre. Bense henüz üniversitedeyken Digiturk’un bir kanalındaki programları sayesinde tanışmıştım onlarla ilk. Oysa ilk gençlikte Tavşanlı’da olmasam, özel radyolarda çok daha önceden programlarını dinlemeye başlamış olurdum. Küçük yer, olanağımız yoktu, neyse :P. Dahasında, bizim üniversitede söyleşilere falan geldiler, baktım baya sıkı takipçileri olmuşum. Antiparantez, bunda müzik zevklerinin de etkisi yok değil. :) Birlikte gittiğim arkadaşlarım, katıldıkları söyleşiden hiç keyif almamışlardı mesela onu hatırlıyorum. Ancak bana kalırsa o kadar ince düşünülmüş, belden aşağı vurmayan ve kaliteli espriler çıkarıyorlardı ki, neden beğenilmediğini idrak edemiyordum. Bol kelime oyunlu diyalogları, hazır cevaplılıkları, salaş tarzları ve yukarıda da yazdığım gibi bel altına ve küfüre hiç girmemeleri, o dönem örneğin çok daha geniş kitleye hitap eden Beyaz’ın yanında benim için çok daha değerliydi.

Mizahın bu kadar göreceli olması, klişe olacak ama sosyolojik yapıyla alakalı elbet. Recep İvedik’in milyonlarca kişi tarafından izlendiği bir ülkeden bahsediyoruz. Kaba saba, günlük hayatın sıradanlıklarına dem vurmaktan öteye geçememiş espriler dilden dile önüne geçilmez bir hızla yayılıyor. Mizahın, ama nasıl olursa olsun sadece güldürmesi, onu çok değersiz kılıyor. Yani hedefe giderken her yol mubah değil mizahta, olmamalı. Zeka pırıltısını yakalayamadığın gülmeceler çok değersiz gözümde.

Cenk’le Erdem’e dönecek olursak, kendilerinin mizah anlayışının biraz apolitik oluşu, benim nezdimde hanelerine yazılmış tek eksi puan. Göze sokarcasına bir politik mesaj kaygısından bahsetmiyorum. Ancak, zaten yeterince kalitesiz, çiğ ve bol ticari kaygılı mizahçılar fink atarken ortalıkta, bu ve benzeri adamların biraz daha suya sabuna dokunması gerekiyor. Özellikle işin Cenk tarafında, hakkında yazılanları ve kendisiyle yapılan röpörtajları okuduğunuzda kendisinin hayati duruşunun hiç de apolitik olmadığını anlayabiliyorsunuz, ancak bunu mizahlarına yansıtmıyor oluşları belki mizahın böyle bir amaç gütmediğini düşünmelerinden ve belki de “penguen medya” dışında seslerini duyarabilecek kanal bulamıyor oluşlarındandır. Kim bilir?

Güldürürken düşündüren, düşündürürken sorgulatan mizahçılara daha çok ihtiyaç var.

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *