Ne olsun?

İki gün önceki İngilizce yazının ardından tekrar Türkçe yazıyor olmak biraz tuhaf geliyor. Ama bir “oh be” anı yaşıyorum diyebilirim :) Beyin çok acayip bir şey, İngilizce yazarkenki beyin-el koordinasyon hızı ile Türkçe arasında dağlar var. Bence bu kadar zorlanmanın sebebi, o yazıdaki örnekten de hatırlanacağı gibi, ikinci dilde (İngilizce) düşünmenin daha analitik bir zemine dayanması. Oysa şu anda bu yazıyı yazarken üzerine çok da düşünmeden, daha çok duyguların hakim olduğı bir işleyiş içindeyim. Tabii olur da bir gün İngilizce’yi de Türkçe gibi bir kıvama getirirsem geçen süreçteki gelişmeyi seve seve kanıtlamak isterim :) Ama hani hep derler ya örneğin “gönül” kelimesinin İngilizce’de bir karşılığı yok diye. O noksanlık için ne yaparım bilmiyorum, göreceğiz :)

Hazır duygu demişken. İnsanların -ben de dahil- nasılsına cevaben verdikleri, o anki ruh durumlarını yansıtan “nasıl olsun?”, çok çaresiz, umutsuz ve depresif bir kalıp değil mi? Bu nasıl olsun şöyle devam ediyor çünkü. “Amannn hep aynı işte, iş, güç, koşturmaca…” Bu aynılığı bozmak bizden başka hiç bir şeyle mümkün değil oysa.Rahata olan düşkünlükten biraz ödün verdik mi, oldu bu iş. Şikayet ve hayıflanmayla bir şey kazanılmadığını tecrübeyle sabitlemiş durumdayız.

İyi geceler.

Life-Facebook-Status-16990

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *